İNANÇ KARAÖLMEZTOPRAK/MALATYA HAVADİS
Talepler, sorulan soruların fazlalığı, gündemdeki konularla alakalı merak edilenler derken, kendi kendime sayın vekilimizle röportaj konusunu uzun bir müddet zihnime bile almamaya söz vermiş olan ben(çünkü o benim babam ve yaptığımız söyleşilerin sonunda muhakkak bu yakınlık gündeme geliyor ve ben o röportajı yaparkenki ruh halimi tekrar tekrar sorgulamaya başlıyorum..))) yine yeni bir söyleşi ile karşınızdayım.Gelen yoğun ısrarlar neticesi görsel basın noktasında prensip kararı almış olan bir siyasinin güncel konulardaki fikirleri yaklaşımı eğer merak ediliyorsa, takip edilmek isteniyorsa bundan kaçınmak toplumsal isteklere yanıtsız kalmak olur dedim ve bir kez daha kendimi röportajın içinde buldum(bi nevi kendimi feda ettim de denilebilinir..:)))yine gazetecilik etiğim ,yine objektif yaklaşımım, yine sorularım ,yine bakış açım,yine üslup noktasındaki tarzım yoğun bir biçimde eleştirilecek ve ben YİNE sessiz kalacağım.
Soruları hazırladım ve işte başladım
SORU:Türkiye’nin geleceği Ak Partiye emanet edilmişken ikinci dönem iktidarlarda kopma ayrışma gözlemlenebilen durumlardır. Sizce Ak Parti de böyle bir kopma, ayrışma bekleniyor mu?
Kesinlikle böyle bir ayrışma söz konusu bile olamaz çünkü Ak Partimiz 22Temmuz 2007 de yapılan milletvekili genel seçimlerinde tüm Türkiye’nin partisi olduğunu kanıtlamış aziz milletimiz verdiği bu oylarla bizlere ve partimize güvenini bir kez daha ifade ederek birlik beraberlik içerisinde huzur güven ve refahı istemiştir.Ak Partimiz bu mesajı almıştır, tüm Türkiye’nin partisi olduğunu kanıtlayan ve kurumsal yapısını oluşturan partimizde kişisel beklentiler in ve şahsi hislerin yerini herkesi kucaklayan tüm Türkiye’yi düşünen ve ben değil biz diyen bir anlayışın hakim olduğu partimizde sorunuzda kastettiğiniz manada bir ayrışımın olacağını kesinlikle düşünmüyorum.
SORU:Toplumsal uzlaşma diye bir kavram ortaya atıldı. Sizce nedir toplumsal uzlaşma?
Toplumsal uzlaşma kavramında kastedilen mana ülkede yaşayan insanlarımızın çoğunluğunun ortak bir ülkü, ideal, fikir, anlayış ve benzeri gibi konularda ortak bir mutabakatın sağlanması şahsi istek, hırs, endişelerden öte ülkenin devletin milletin menfaatleri ve yararları doğrultusunda toplumda yaşayan insanların hem fikir olmasıdır.bu bazen bir seçim olur bazen içeride herhangi bir sorunun bazen de dışarıda bir problemin çözümlerinde ortak bir hedef tutturma yada müşterek bir yol izleme şeklindedir.
SORU:Malatya’da milletvekili adayları belirlenirken mevcut listede bir tek sizin isminiz vardı. Başbakanın bu davranışını sizce Malatyalılar doğru okuyabildi mi?
Önceki dönemlerdeki milletvekili arkadaşlarımın içerisinde bu defa ki aday listesinde sadece benim ismimin olması bana göre sayın başbakanımızın ve Ak Parti genel merkezinin tercihleri ve takdirleri olduğu kanaatindeyim.Malatyalı aziz hemşerilerimin beş yıllık Ak Parti iktidarı süreci içerisinde şahsi bir endişe ve hassasiyet taşımadan kendilerinin ve tüm ülkenin bir milletvekilinden beklediği hizmetleri ve gayretleri istediğim düzeyde olmasa bile yerine getirdiğim konusunda kanaatlerinin oluştuğu düşüncesindeyim.
Bizim insan olarak şahsen mutlaka eksiklerimiz ve bilmediklerimiz olmuştur ancak aziz milletimiz sayın başbakanımızın önderliğindeki 59.cumhuriyet hükumeti ve Ak Parti iktidarımızın ve Tbmm’ deki Ak Parti grubunun bütün olumsuz şartlara rağmen ülkemizin bugün geldiği durumu takdir ederek Ak Partimizi Türkiye’ de birinci parti yapmış Malatya’mızı da Türkiye de dördüncü sıraya yükseltmiştir buda insanımızın ve toplumuzun güven ve istikrar noktasında şahıslardan çok kurumsal kimliğe oy verdiğinin bir sonucudur.
SORU:Fuat Ölmeztoprak bakan olmayı düşündü mü hiç?
Siyaset yaptığım Ak partide milletimizin bana verdiği, şahsıma tevdi ettiği milletvekili görevinin adının anlamından da anlaşılacağı gibi ben en yüce bir mertebe olarak anladım düşündüm ve takdir ettim. Bildiğiniz gibi milletvekili olma seçimlerde halkın verdiği oyların sonucunda tecelli eden bir görevdir bakanlık ise sayın başbakanın milletvekili seçilenler içerisinde hükümeti oluştururken yaptığı bir tercihtir.Bu tercih tek taraflı bir irade beyanı olduğu için tamamen sayın başbakanımızın tasarruflarında ve takdirlerinde olan bir tercihtir ben siyaseti hiçbir zaman arz ve talep çerçevesi içerisinde düşünmedim ve yaşamadım, siyaset bir gönüllülük işidir.Ben halkımız tarafından bana verilen bu görev itibariyle Malatya ya olan gönül borcumu ödüyorum ve bu Malatya sevdası içerisinde mevki ,makam demeden yapılanlar bu sevginin hakkını verir diye düşünüp bu öğreti, bu duygu yoğunluğu çerçevesinde hareket ediyorum.
Gazeteci kimliğim ile değerlendirdiğim de, diyalog kurduğum insanlardan en çok beğendiklerim sorularıma ‘’bilmiyorum geçiniz’’demeyenlerdir. Bu röportaj da bu konuda şanslı olduğumu düşündürttü çünkü hiçbir soruma bu yanıtı almadım, hepsi teker teker cevaplanıyor işte …
SORU:Peki Malatya’nın güncel sorunlarına gelirsek ulaşım başlı başına bir problem olmaya başladı.İstatistiki verilere göre her yüz kişiden on ikisinin arabası olmasına rağmen kitle ulaşımı düşünüldüğünde ciddi bir problem halini aldığı görülmektedir.Bu noktada Karayolları genel Müdürlüğünün Çevre Yolu güzergahı Turgut Temelli ve Sıtma pınarı Kavşaklarına yaptıracağı köprülü üst geçit projesi hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Şehir trafiği ile şehirler arası trafiği ayırt etmek gerekir Trafik sirkülasyonunu ve görüntüyü bozmamak için şehirler arası yolun alt geçit şeklinde yapılarak mevcut çevreyolunun ( şehir içi yolun) korunması daha doğru olur.Olduğu gibi kalması benim açımdan daha doğru bir düşüncedir.
SORU: Beyler deresi Viyadüğü de tartışılan diğer konular arasında. Bitmesi, çalışmaların seyri hakkında neler söylemek istersiniz?
Şehrimizin içinde bulunduğu sıkışık durumdan kurtulmak amacıyla ilimizin batı istikametinde gelişiminin sağlanması gayesine ve ayrıca da trafiği rahatlatmak masksadı ile düşünülüp gerçekleştirilen beyler deresi viyadüğü ile ilgili teknik bilgi olarak şunları söyleyebilirim: Beyler deresi Viyadüğü Acil Eylem Planı Bölünmüş Yollar Projesi Kapsamında, Beyler deresi Vadisi geçişini sağlayacak Beyler deresi Köprüsü; Malatya ilinin 7 km. batısında, Malatya – Kayseri – Ankara Devlet Yolunda, ortalama trafik yükü 19.000 taşıt/gün olan ve her geçen gün artan bir güzergâh üzerinde bulunmaktadır.
Beyler deresi Köprüsü; 28/06/2005 tarih ve 10.930.397 YTL (2005 B.B.F.) ihale bedeliyle, Üst Yapı + Mega Yapı Ortak Girişimi tarafından üstlenilmiştir.Köprü tipi olarak; vadi uzunluğunun 600 m ve vadi derinliğinin 75 m. seviyelerine kadar ulaşması nedeniyle çok sayıda derin temel ve köprü ayağı yapılmasını gerektiren klasik kirişli köprü sistemi yerine, daha az sayıda temel ve köprü ayağı yapılmak suretiyle çok daha uzun açıklıkların geçilebilmesine imkân veren Betonarme Dengeli Konsol Yapım Metodu benimsenmiştir.
Beyler deresi Köprüsü şu ana kadar 3.149.000 YTL (2006 B.B.F.) harcama yapılmış, bu harcamayla köprü projesi bitirilmiş, 4 no’ lu kenar ayak tamamlanmış, 3 no’ lu orta ayakta temel kazı çalışmaları tamamlanmıştır. Kalan ödenek tutarı (2006 B.B.F.) 12.596.000 YTL olup, 2007 ödeneği 2.000.000 YTL olarak belirlenmiş ve bu ödenekle 3 no’ lu ayağın demir montajı ve temel betonunun dökülmesi planlanmaktadır.
SORU:Malatya’nın alt yapı ve üst yapı çalışmalarındaki durum değerlendirmenizi alabilir miyim?
Şehir içerisinde yapılan alt yapı ve üst yapı çalışmaları yasalar gereği olarak il ilçe yada beldelerin belediyeleri tarafından yürütülür. Şehrimizdeki alt yapı çalışmaları olarak Malatya belediyemizin yapmış olduğu asfalt, asfaltlama ,kanalizasyon ve doğal gaz çalışmalarını ben şahsen başarılı ve olması gereken hizmetler olarak takdir ediyor ,üst yapı çalışmaları olarak ta halihazırda yapımı devam eden 2007 ekim ayında açılışı yapılacak olan Sümer Parkını Malatyalı hemşerilerimin dinleneceği gezinti yapacağı ve hoşça vakit geçirebilecekleri Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde belki de bir benzeri olmayan bir dinlence yeri olarak görüyorum ve belediyemizi Malatya belediye başkanımızı bu yöndeki çalışmaları nedeniylede kutluyorum ve inşallah şeker fabrikamızın bulunduğu alanda Malatya belediyemiz tarafından şehrimize yeşil alanları, gezi yerleri, çeşitli gösteri mekanları ile uluslar arası nitelikte bir park olarak gelecek günlerde hemşerilerimizin hizmetine sunulacaktır.Ayrıca Malatya merkez de bulunan tarihi Yeni Camimizin restorasyonu ve çevre düzenlemesi yine belediyemizin vakıflar genel müdürlüğü ile birlikte başardığı güzel ve hayırlı hizmetlerden birisidirBu çalışma ile birlikte Malatya mız tarihi bir ibadet mekanını bütün ihtişamıyla ortaya çıkardığı gibi çevre düzenlemesi ile de şehrin merkezine ve kutsal bir ibadet yeri olan Yeni Camiye yakışır bir durum kazandırılmıştır.
SORU:3.Organize sanayi bölgesi için adımlar atılmış ve neticelenmeye az bir süre kalmışken Akçadağ mermer ihtisas sanayi için çalışmalarınız ne düzeyde?
Akçadağ ilçemizde bulunan çok kaliteli mermer rezervinin işlenerek yurt içi ve yurt dışına sunumunun sağlanabilmesi amacıyla düşünülen mermer organize sanayi bölgesi için Akçadağ bölgesi için tercih edilen iki ayrı arazide 22 ayrı kurum tarafından yapılan tespitlerde tercih edilen araziler şartlara uygunluk göstermediğinden şu anda tespit edilen arazide ilgili kurumlarca araştırmalar yapılmakta olup bu defaki tahsis edilen araziden sorun çıkmadığı takdirde mermer organize sanayi bölgesi yapımı için çalışmalara başlanacaktır. Söz konusu organize sanayi bölgesinin gerçekleştirilmesiyle bir taraftan Akçadağ bölgesindeki mermerler işlenmiş olarak yurt içi ve yurt dışına satılacağından ülkemiz için ve ilimiz için bir döviz ve girdi kaynağı olacağı gibi diğer yönden de organize de çalışacak en az iki yüz elli- üç yüz insanımıza istihdam kaynağı oluşturacağından ben şahsen bu çalışmayı çok olumlu buluyor ve heyecan duyuyorum.
SORU:Malatya spor cumartesi günü sezon açılışını yaptı. Fenerbahçeli olduğunuz biliniyor ancak yerelde ne olacak bu Malatya sporun hali sorusunun yanıtı sizin açınızdan nedir?
Malatya spor gerek Malatya da yaşayan bir milyon nüfusun gerekse ülkemizin çeşitli illerinde ve yurt dışında yaşayan on binlerce Malatyalının bir ortak paydasıdır.Hepimiz ayrı görüşlerde ayrı düşüncelerde ,ayrı partilerde olsak bile Malatya spor hepimizi birleştiren, hepimiz kaynaştıran ve hepimizi galibiyetiyle sevindiren mağlubiyetiyle üzen ortak heyecanımızdır. O yüzden Türkiye coğrafyası içerisinde yetiştirdiği devlet adamları, tarihi, kültürü, hiçbir yerde bulunmayan kayısısı İnönü Üniversitesi, Turgut Özal Araştırma Hastanesi, ikinci ordusu ile doğunun batıya açılan kapısı; sanayicileri, iş adamları ve 21..yy a dönük yüzüyle Malatya mız çoktan süper ligi hak etmiş bir konumdadır.bu yüzden benim olduğu gibi tüm Malatyalılarında temennisi Malatya sporu bu sezonun sonunda süper lig te görmektir bu vesileyle Malatya sporumuzun başkan, yönetim kurulu, teknik ekip ve takımımıza Allahtan başarılar diliyorum.Bu arada Fenerbahçe’nin de süper lig te şampiyon olmasını temenni ediyor Fenerbahçemize de başarılar diliyorum.
SORU:Malatya’ dan Türkiye ye yani yerelden ulusal gündeme geçecek olursak altmışıncı hükümeti kurma görevinin cumhurbaşkanı Sezer tarafından yeni cumhurbaşkanına bırakılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cumhurbaşkanı sayın Ahmet Necdet Sezer , sayın Başbakanımızın kendisine sunduğu altmışıncı cumhuriyet hükümetini onaylamama ile ilgili olarak ileri sürdüğü gerekçe ile görev süresi bitmiş ve anayasa ya göre yenisi seçilinceye kadar görevine devam etmek durumunda olan bir cumhurbaşkanının göstereceği belki bir anlamda jest kabul edebileceğimiz bir davranış biçiminin ortaya koymuştur düşüncesindeyim .
SORU:Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki görüşünüz nedir?
Bildiğiniz gibi Başbakan yardımcısı ve Dışişleri Bakanı sayın Abdullah Gül cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin başlaması ile birlikte Ak Partimiz tarafından yapılan çeşitli değerlendirmeler, istişareler ve anketler sonucunda adaylığı sayın başbakanımız tarafından açıklanıp parlamentoda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday gösterilmişti ancak hepinizin de bildiği üzere Anayasa Mahkememizin toplantı yeter sayısı ile ilgili olarak aldığı karar sonucu parlamentoda seçimlerin yapılması kilitlenince TBMM’ nin aldığı kararla genel seçimler erkene alınmış olup 22 temmuz 2007 tarihinde yapılan seçimler sonucunda Ak Partimiz %47 oy alarak büyük bir seçim zaferi elde etmiş bulunmaktadır.
Tabiî ki bu seçimin tezahürleri içerisinde milletimizin Ak Partimizin icraatlarına verdiği güvenin yanında sayın Gül’ün cumhurbaşkanı olarak seçilmesine dair güçlü bir mesaj vardı.Partimizde halkımızın verdiği bu mesajı dikkate alarak sayın Abdullah gül’ün yeniden aday olmasını benimsemiş, kendiside bu yönde iradesini beyan ederek aday olmuştur.Sayın Abdullah Gül bana göre kendisini yetiştirmiş olduğu gibi devlet adamı fikirleriyle, görüş ve düşünceleriyle de herkesle diyaloga açık; dışarıda ve içerde ülkemizi en iyi temsil edebilecek niteliklere haiz, cumhurbaşkanlığı gibi ülkenin ve milletin birlik ve beraberliğini temsil eden bir makama da uygun bir devlet adamıdır.
SORU:Meclis başkanının Köksal Toptan olması sizce mecliste ne gibi bir etki yaratır?
Sayın Toptan otuz yılı aşkın bir süredir parlamentoda milletvekili, bakan ve komisyon başkanlıkları gibi çeşitli üst seviyelerde görev yapmış saygı değer bir kişidir.Çok büyük bir mutabakat ve oyla seçildiği meclis başkanlığı görevini de tarafsız ,saygın ,uzlaşıcı ve temsil kabiliyeti çok yüksek bir nitelikte yerine getireceğine olan inancım tamdır.Kendisine yeni seçildiği bu görevinden dolayı Cenabı Hak’tan başarılar temenni ediyorum.
SORU:Sizce meclis başkanı, başbakan ve cumhurbaşkanının Ak Partiden seçilmesi meclisteki dengeler açısından ne gibi bir görüntü ortaya çıkarır?
Demokrasilerde halk yöneticilerini belirli aralıklarla yapılan seçimlerde serbestçe kullandığı iradesiyle ortaya koyar ve seçer, bugün geldiğimiz bu noktada da %47 gibi çok yüksek bir oranda Türk milletinin güvenine mazhar olan Ak Partimizde seçimlerin tabii sonucu olarak hükümet başkanı ,meclis başkanı ve cumhur başkanı seçimlerinde belirleyici unsur olması tabidir.
Tüm bu soruları sorarken bir gazeteci olarak(bunu söyleyebilmek için çok fırın ekmek gerekir biliyorum yani bir gazeteci olarak diyebilmek yılların ,bilginin ve azmin sonucudur.Ben burada sadece ve sadece gazeteci tanımlamasıyla açıklayabileceğim objektif ve net bakış açısını verebilmek için bu kelimeyi kendime dair kullandım, bilgilerinize…) acaba her şey bu kadar yani burada verilen cevaplar kadar net her yer , her konu bu kadar tekin mi diye düşünmeden geçemedim.Hani nerden nereye diye bir göz atarsınız ya aynen öyle şu kısma kadar bir bakıverdim ve hizmet noktasında o görevlere talip olan insanlar yalnız başlarına dahi büyük yükleri omuzlayabilme cesareti gösteriyorlarsa yolun rengi başından itibaren belli olur dedim kendi kendime.Yalnız ,sessiz ve hizmet yolunda…Fuat Ölmeztoprak ismi bu derece saygınlık kazanmışken elbette ki hizmetlerin sunumun da zorlanmalar olacaktır.Basın yayın dünyasının, görsel sunum alanında değil de , sadece yazılı basın ile devam eden bu sessiz sedasız süreç tanıtım vitrinlerinden imtina ederek yola devam demenin başka bir yolu belki de,,, Belki de, şu dünya dedikleri halin, başka bir penceresi…Kim bilir bunu zaman gösterecek.Yinede zamanın göstereceklerinden önce soruların işaret ettikleriyle devam etmek gerekir deyip diğer sorumu yönelttim(Bazen çok mu üzerine gidiyorum diye de düşünmüyor değilim ama kendisi işlerin üzerine zamanında gittiği için buna pekte fırsat tanımıyor açıkçası.Bir dahaki röportajıma işte bunu kendime ithaf ediyorum, hiç kimseye değil kendime diyebileceğim bir konuk istiyorum:)))Bu isteğimi medeniyetler uzlaşması ve AB’ ne Türkiye’nin girişi soruları noktasındaki cevaplarıyla papa[Vatikan] karşılayabilirdi evet benim ideal röportaj şahsım olabilirdi ama maalesef onlarla da röportaj yapılmıyor)
SORU:Yeri gelmişken yani papa dan bahsetmişken Vatikan’ın ismini geçirmişken sormadan geçmeyelim Avrupa Birliği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
1958-59 yılarında Demokrat Partinin girişimleriyle başlayıp 1963 te Ankara anlaşmasıyla giriş için ilk imzayı attığımız Avrupa birliği yolculuğumuz 44 seneyi bulmuş durumdadır.Küreselleşen dünya da yalnız başımıza kalıp kararları tek başımıza verip uygulayamayacağımıza göre coğrafyamızla, tarihimizle, kültürümüzle yüzyıllar boyu birlikte olduğumuz Avrupa ülkelerinin meydana getirdiği bu birlikte yer almamız kaçınılmaz bir olgudur. Ülkemizde insan hakları, hürriyetler, demokrasi noktasında epeyce ilerleme kaydettiğimiz Kopenhag demokratik kriterlerleri ile birlikte Avrupa birliğinin ekonomik kriterlerine de daha henüz o yöndeki anlaşmalara başlamadan 59.cumhuriyet hükümetimiz döneminde yapılan ekonomik ve sosyal atılımlarla bu yönde ki AB kriterlerine de epeyce yaklaşmış durumdayız .Ben şahsen AB sürecini ülkemiz açısından ekonomik, sosyal demokratik ,siyasi, kültürel yönden bir medeniyet projesi olduğunu düşünmekle beraber; .milli menfaatlerimizle çelişen AB nin birtakım zorlamalarına karşında ben şahsım ve içinde bulunduğum partimde her zaman hassasiyetlerimizi koruma noktasında sonuna kadar dik durmaya azimli ve kararlı olduğumuzun da bilinmesini isterim.
SORU:Öss sınavlarının sonuçları henüz açıklanmışken bu sistem ve YÖK ile ilgili olarak üniversite sistemine ne düşünüyorsunuz? Nasıl bir üniversite anlayışı olmalı?
Öss’ye gelinceye kadarki olan ilk öğretim ve orta öğretim süreci çok daha önemlidir.Öğrenciler eğer bu eğitim ve öğretim süreçlerindeyken hangi mesleki branşlara gideceklerine dair bir yönlendirme ve rehberlik metodu içerisinde yetişmiş olurlarsa üniversite önlerinde bu kadar yığılmalar olmayacağı gibi insanlarda hiç alakası olmayan okullarda okumak zorunda kalmazlardı.Batı ülkelerinde %65 %35 gibi olan mesleki eğitim ve düz lise şeklinde olan eğitim ve öğretim bizde tam tersi olup%35(mesleki lise) %65(düz liseyken batıda tam tersi bir durum söz konusu) oranında düz lise şeklinde okuyan ve hiçbir mesleki bilgiye ve altyapıya kavuşamayan gençlerimizin üniversite ye de girememişlerse tamamen boşta kalmaları sonucunu meydana getirir.Yök sistemi ise ,herkesin ve herkesimin hatta üniversitelerimizin eleştiri konusu olmaya devam etmektedir ,Bu sistemin geniş bir mutabakatla ülkemiz üniversite sistemine uyumunu sağlayacak bir yapıya kavuşturulması şahsen benimde arzu ettiğim bir durumdur.
SORU:Bunlar benim zevklerimdi ama bir müddetliğine ödünç verdim diyeceğinizi biliyorum(çünkü çok uzun zamandır uffff noluyoruz artık seninle sinemaya bile gidemiyoruz dememe rağmen olmuyor gidemiyoruz….)ama neleri dinler neleri izlersiniz?
Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziğini de ayırt etmeden dinlerim.Tasavvufi içerikli müziklerde beni dinlendirir ve etkiler.Sinema konusunda çok uzun bi zamandır gidemiyorum.Zamanın elverdiği ölçülerde kendime ayırabildiğim vakitlerde yapabildiğim işler olarak düşünüyorum, aslında bir takım işler yaptıktan sonra aldığım hayır duaları dinlemeyi en çok sevdiğim nağmelerdir de desem bu sorunun cevabı için daha samimi davranmış olurum diye düşünüyorum.
SORU:(Bu soru başkalarının doğrusu benim yanlışım mı yada benim doğrum başkalarının yanlışımı bilmiyorum ama sormamak için direndim,hayır çok sıradan dedim,bu kadar anketvari bir soru burada olamaz benim röportajımın suçu ne bile dedim..Bunca, bunu da sormalısın talebinden sonra artık ben na’piyim diyerek şu klişe soruyu yöneltiyorum)En son okuduğunuz kitap?
Son üç aydır seçimler ve seçim sonrası meclisin açılması dolayısıyla bir kitap okuma fırsatı bulamadım ama ilk fırsatta son çıkan yayınlardan okuyacağım, zamanım oldukça yerli yabancı yazarların kitaplarından okurum:Günlük en az 3 adet ulusal gazete, iki üç tanede Malatya’ nın yerel gazetesini okumaya çalışırım.Okuma alışkanlığım küçüklükten beri süregelen bir biçimde devam etse de seçim sürecinde ki yoğun tempo ve sonrasında meclisin dolu gündemi nedeniyle bu aralar biraz durgun bir seyir halinde diyebilirim.
Hepimize farklı mesajlar veren yada işte ibretinizi alın ve kendinizi tanıyın dedirten yazılar , programlar izlemiş okumuşuzdur.Sonuçta ben mesajımı aldım sıra sizde diyen işlerin içinde olmuşuzdur. Bu röportajdan mesaj almayınız, özellikle içsel yorumlarınızı tamamiyle içselleştiriniz ve kendinizden bağımsız bir biçimde dış dünya ile buluşturmayınız sayın okuyucu..))Yapılan hizmetleri izleyin, yazılı basını takip edin, icraatların kökenini yetkili kaynaklardan araştırın, taleplerinizin takipçisi olun, şikayetlerinizi iletin ama bana değil.(beğenileriniz yada aksi görüşleriniz elbette ki olacaktır ancak sordum yanıtlandı yani bitti).(Peki pişman mıyım? Hayır yüz yüze vakti olmasaydı telefonla , o da olmazsa mail atar maille yani bir şekilde bu soruların cevaplarını alırdım):)Bu büyük tablo zaten tüm görüntüyü yansıtmakta ,benim sorularım okuduklarınızdan ibaret ,cevaplar ise yapılanlardan ve yapılacaklardan…Temiz kalıp güven kazanmak ve bunu istikrarlı bir biçimde devam ettirmek her şeyin ötesinde bir huzurdur hissini, yazıya dökmeme vesile olan bu röportaj için Fuat Ölmeztoprağa teşekkür ediyorum.Bu arada fikrimin ince gülü diyor ki(Adalet Ağaoğlu’nun romanı bu biliyorum ama o da bi yerden almıştır belki, hem şarkısı da mevcut zaten...)hatırlatmak istediğin şeyler konuyla ilgiliyse bunu yap, bende yapıyorum işte:1-röportaj bitti ben bu gece rahat uyuyabilirim.2-yaşarken arkanıza dönüp baktığınızda iyi şeyler görebiliyorsanız ve inandığınız işlerde var olmuşsanız sizde rahat uyuyabilirsiniz3-padişahım çok yaşa demeyi alışkanlık haline getirmeden araştırmacı, sorgulayıcı,üretken bir aralık açsın herkes kendine ve oradan bakabilen herkes bence başını yastığa koyduğunda rahat uyusun4-vardığımız nokta nereden ve nasıl beslendiğimizle ilişkili ise, olumlu işler yapıp gerçekçi düşünen insanları yaşarken takdir etmekte ,gittiğimiz çizginin esasıdır.Bu noktada ne olursa olsun yapılan her işte emeği geçen herkesi vitrinde yer alsın almasın takdir etmelidir; öyleyse Malatya bir sevdadır diyebilen ve bu sevgisiyle şehri yaşatan ,kendini yaşatan herkese ,minnet duymak gerekir. Bana sen bişeyler yazsana diyen ses size ne diyor bilmem ama röportaj yaptığım şahıs satır aralarında BEN BİR GÖNÜL BORCU ÖDÜYORUM demişti. Malatya için, memleket için, vatanı milleti için… Malatya bir sevdaydı ve ben bu sevdaya olan gönül borcumu ödüyorum derken, kendince şehrin yüreğine olan yolculuğuna devam eden şahısla olan söyleşimi, bende kendimce bitiriyorum.