Kalp damar hastalıkları ve risk faktörleri ile tedavisi konusunda yaptığı açıklamada kalp hastalığının önemine temas eden Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Pakdemir, "Kalp krizleri koroner arterlerde oluşan pıhtılar sebebiyle meydana gelir.
Arter duvarının içindeki aterosklerotik plak yırtılır ve bu da pıhtı oluşumuna yol açar. Kalp krizi kalbin tutulan bölgesindeki kalp hücrelerinin ölümüne sebep olur. Her 5 ölümün birinin nedeni kalp krizidir. Göğüs ağrısı kalp krizinin en önemli belirtisidir; fakat, özellikle diyabet hastalarında ve yaşlılarda, bu ağrı çok belirsiz olabilir ya da hiç hissedilmeyebilir (sessiz kalp krizi). Ağrı sıklıkla göğüsten omuz ya da kollara, ense, dişler, çene, karın veya sırta doğru yayılır. Ağrı 20 dakikadan fazla ve genellikle saatlerce sürer ve genelde dinlenme ya da nitrogliserinle geçmez. Beraberinde sıklıkla soğuk terleme ve ölüm korkusu da vardır.
Göğüs ağrısı olduğunda özellikle risk faktörlerine de sahipseniz mutlaka doktorunuza
veya bir sağlık kuruluşuna gitmeniz gereklidir. Erken tanı çok önemlidir. Zaman geçtikçe ritim bozukluklarından yaşamı yitirme ihtimali ve harap olan kalp kası miktarı artar. Harap olan kalp kasının telafisi yoktur. Bu nedenle ne kadar erken müdahale o kadar kalp kası hasarının azaltılması demektir. Kalp krizi acil bir durumdur. Hastaneye yatmayı ve yoğun bakımı gerektirir. Ölümcül ritim bozuklukları kalp krizinin ilk bir kaç saatinde ölümün başlıca sebebidir. Tedavinin amacı kalp krizinin ilerlemesini durdurmak ve kalp hasarını en aza indirmektir. Eğer hasta göğüs ağrısının ilk 12 saat içinde gelirse tıkalı damar açıldığında kalp kası hasarı en az olur" ifadelerini kullandı.
"Çok nadir hayatı tehdit eden ağır damar tıkanıklıklarında acil koroner arter bypass ameliyatı gerekebilir. Hastanın ilerideki yaşamı, krizde kalpte hasar gören kasın büyüklüğü ve yeriyle ilgili olarak değişiklik gösterir. Kalbin iletim sistemi (kalp kasılmasını sağlayan uyarıları üreten sistem) zarar görmüşse sonuç daha kötüdür. Kalp krizinin yaklaşık üçte biri şok ve hatta ölüme yol açan komplikasyonlara (istenmeyen olaylar-hastalığın ağırlığını ve dolayısı ile ölüm olasılığını artıran olaylar) yol açar. Eğer krizden 2 saat sonra hasta hala hayattaysa hayatının geri kalan kısmında yaşama şansı yüksektir. Hatta kalp krizi kalbin küçük bir bölümünü etkiledi ve komplikasyonda oluşmadı ise tamamen iyileşme görülebilir.
Sonuç olarak kalp krizi ölümcül bir hastalıktır ve bu hastalık oluşmadan risk faktörleri saptanarak tedavi edilmelidir" diyen Doç. Dr. Pakdemir, daha sonda özetle şunları belirtti:
"Çok damar ve/veya şeker hastalığı olan hastalarda, balon ve stent işlemi uygun değilse bypass cerrahisi yapılmalıdır. Balon ve stent işlemleri başarılıdır ancak bugün hala mücadele ettiğimiz ani (akut) tıkanma ve tekrar daralma (restenoz) gibi 2 önemli istenmeyen tarafı vardır. Ani tıkanma, işlem sonrasında damarın, pıhtı veya plağın bir parçası ile tıkanması sonucu oluşur. Tekrar daralma (restenoz), ilk 3-6 ay arasında en sık olarak görülür. 6 ay geçtikten sonra aynı bölgede tekrar daralma olması nadirdir. Özellikle şeker hastalarında, daha önceden yine stent içinde daralması olan hastalarda tekrar daralma oranı yüksektir. İlk 6 ay içinde stent bölgesinde tekrar daralma (restenoz) oranı, kaplı olmayan (ilaçsız) stentlerde yüzde 20-40, kaplı (ilaçlı) olanlarda ise yüzde 5-10 oranındadır."